Sırbistan’ın modern Avrupa’ya adım attığı an

Şubat, Sırbistan ve hatırlayan bir kâğıt

Sırbistan’da şubat, tarihin camların ardında durmadığı, sizinle birlikte yürüdüğü bir aydır — kışın kokusunda, çanların sesinde, hem karşılaşmayı hem de kararı içinde taşıyor gib görünen Sretenje sözcüğünde. Böyle bir şubat ayında, yaklaşık iki yüzyıl önce, küçük bir prenslik yalnızca isyan ve hayatta kalma diliyle değil, hukuk diliyle konuşacak gücü buldu. 1835 tarihli Sretenje Anayasası yalnızca bir “hukuki biçim” değil, bir özgüven göstergesiydi: bir devletin kurallarla, bir halkın ise onurla ölçülebileceğinin işareti. Bugün Sırbistan’ı gezerken çoğu zaman manzaraların ve tatların peşine düşeriz (haklı olarak), ancak bazen en güzel manzara, bir ülkenin modernleşmeyi nasıl öğrendiğini gösteren manzaradır — yavaşça, inatla ve zarafetle.

Military museum in Belgrade

On dört bölüm ve yüz kırk iki maddelik bir anayasa

Kragujevac’ta düzenlenen Büyük Ulusal Meclis’te kabul edilen ve Prens Miloš’un yeminiyle onaylanan Sretenje Anayasası, kendi dönemi için son derece iddialı bir belgedi: 14 bölüm ve 142 maddeden oluşuyor, iktidarı düzenlemeyi ve keyfiliği sınırlamayı açıkça amaçlıyordu. Metinde Avrupa liberal düşüncesinin esintisi hissedilir — kuvvetler ayrılığı, modern bir devlet aygıtının ilk işaretleri, ama aynı zamanda sıradan insanların her zaman en çok merak ettiği soru da yer alır: yasa herkes için eşit mi geçerlidir ve devlet çatısı altında insan kendini daha güvende hissedebilir mi? İkinci bölümde devlet sembollerinin bile sıralanmış olması, o dönemde Sırbistan’ın vasal konumu göz önüne alındığında özellikle hassas ve politik olarak “yüksek sesli” bir adımdı. Taslağın yazarı, kalemin ve siyasetin insanı Dimitrije Davidović’ti; anayasayı özgür bir ruhla kaleme almıştı, sanki geleceğin bazen gelmeden önce imzalanması gerektiğini biliyormuş gibi.

Knez Miloš Obrenović © National Museum of Serbia in Belgrade

Bu hikâyenin en dramatik yanı, anayasanın çok kısa süre yürürlükte kalmış olmasıdır — yalnızca 55 gün sonra, dönemin büyük güçleri olan Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ve Avusturya’nın baskısıyla askıya alındı; bu kadar liberal bir ton, feodal düzenin ormanında bir kıvılcım gibi algılanmıştı. Ancak tam da bu kısalık güçlü bir turistik sembolizm taşır: Sırbistan, tarihin sık sık yoğunlaştığı, dönüm noktası fikirlerin hızlı, çalkantılı bir şekilde ve bugün büyük bir çaba harcamadan ziyaret edilebilen mekânlarda ortaya çıktığı bir ülkedir. O dönemin başkenti olan Kragujevac, anayasanın halka okunduğu anın atmosferini hâlâ taşır; orijinal belgenin Sırbistan Arşivleri’nde korunuyor olması ise Belgrad’a hikâyenin sessiz bir finalini kazandırır — bir zamanlar toplardan daha cesur olan kâğıtların saklandığı yer.

İşte bu yüzden şubat, “bir nedeni olan yolculuklar” için idealdir: şehir yürüyüşlerini birleştirmek, Belgrad’daki Sırbistan Ulusal Müzesi’ne uğrayarak o dönemin hükümdarlarının portrelerini görmek, ardından Kalemegdan’daki Askerî Müze’ye geçip anayasanın öncesindeki ayaklanmadan kalan kılıçları incelemek ve Kragujevac Ulusal Müzesi’nde VR gözlükleri takarak iki yüzyıl geriye dönüp Prens Miloš’un saray kompleksinde “yürümek”. Arşivleri ziyaret edin, geleneksel meyhanelerin sıcaklığını hissedin ve önemli bir hatırlatmayla ayrılın — Sırbistan’ın, hakkında söylenen her şeye rağmen, kendisi hakkında modern bir fikir yazmayı bildiğini.

Fikirlerin zamandan daha hızlı yol aldığı bir ülke

1835 Sretenje Ulusal Meclisi, daha sonra (1859’da) Eski Meclis binasının inşa edildiği yerde bulunan Eski Kilise’nin avlusunda düzenlenmiştir.

*Translation powered by AI

This site is registered on wpml.org as a development site.